Dünyaca ünlü bir antik kent olan bu yer, günümüzde Çanakkale ili içerisinde yer almaktadır. 1996 yılında Milli Park ilan edilmiş ve 1998 yılında UNESCO Dünya Miraslar Listesi’ne alınmıştır. 2018 yılında da Türkiye’de Troya Yılı olarak kutlanmıştır. Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu 3000 yıldan fazla bir zamanı gösterdiği ve 50’den fazla katmandan oluştuğu bu yer bizlere, geçmişteki uygarlıklar hakkında pek çok bilgi vermektedir. Troya’daki ilk yerleşim katı M.Ö. 3000 – 2500ile Erken Tunç Çağı’nı göstermektedir. Sürekli olarak değişen Troya katmanlarının en sonuncusu ise M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla dayanan Roma Dönemi’dir. Ticaret faaliyetleri ve kültürel faaliyetleri bakımından zengin olan Troya, çeşitli uygarlıkların uğrak yeri olmuştur.
1871 yılında Heinrich Schliemann tarafından başlanan arkeolojik çalışma, W. Dörpfeld, C. W Blegen ile devam etmiştir. Günümüzde ise halen arkeolojik şehir için kazılar devam etmektedir.

Karamenderes ve Dümrek Çaylar’ının denize yakın olduğu dönemde, Karamenderes Nehri’nin taşımış olduğu alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşması söz konusu olmuştur. Binlerce yıl boyunca savaş ve doğal afetler sonucu yıkılan yada zarar gören Troya, yavaş yavaş önemini kaybetmiştir.

Troya Antik Kenti 10 katmandan oluşmaktadır. Bunlar:
Troya I: M.Ö. 3000 – 2600
Troya II: M.Ö. 2600 – 2250
Troya III: M.Ö. 2250 – 2100
Troya IV: M.Ö. 2100 – 1950
Troya V: M.Ö. 20. – 18. yüzyıl
Troya VI: M.Ö. 17. – 15. yüzyıl
Troya VIh: Geç Tunç Çağı M.Ö. 14. yüzyıl
Troya VIIa: M.Ö. 1300 – 1190 Homerik Troya Dönemi
Troya VIIb1: M.Ö. 12. yüzyıl
Troya VIIb2: M.Ö. 11. yüzyıl
Troya VIIb3: M.Ö. 950’ye kadar olan dönem
Troya VIII: M.Ö. 700 – 85 Helenistik Troya
Troya IX: MÖ 85 – M.S. 500 Roma Troya’sı
Troya X: M.S. 1200 – 13000 Bizans Dönemi
Pek çok şekilde karşımıza çıkan Troya; zengin tarihi dokusu, filmlere konu olması ve mitolojide yer alması ile önemli bir yere sahip olmuştur. Homeros’un İlyada destanında da bahsedilen Troya Antik Kenti, zihnimizin derinliklerine nüfuz etmiş durumdadır.

Homeros’un Troya Efsanesi

M.Ö. 1300’lü yıllarda, Kral Priamon’un ülkesi olan Troya’da, insanlar zengin, bolluk içerssinde ve oldukça sosyal bir hayatları vardı. Bu yüzden düşmanları da çok olan bu kentin surlarını aşmak çok zordu. Hektor isminde bir oğlu olan Kral Priamos’un ikinci çocuğuna hamile olan eşi Hekabe bir gün rüyasında karnından çıkan bir alevin tüm Troya’yı yaktığını görür. Rüyayı dinleyen Kral durumu kahinlerine sorar . Kahinler ise, doğacak çocuğun şehri yok edeceğin Kral Priamos’a söylerler. Bunu duyan Kral Priamon, çocuk doğar doğmaz öldürülmesi gerektiğini emreder. Doğum gerçekleşir ve Hekabe oğluna kıyamaz. Oğluna Paris ismini koyar ve öldürülmesine karşı çıkar. Kral, halkında baskısıyla Paris’in ölümüne karar verir.

Askerler Paris’i öldürmek üzere İda dağına çıkarlar ve bebeği vahşi hayvanların yemesi düşüncesi ile oraya bırakırlar. Ama işler öyle gitmez ve Paris’i bir dişi ayı bulur ve ona annelik yapıp emzirir. Daha sonra Agelaos adındaki bir çoban çocuğu bulur ve onu evine alır. Bebeği sahiplenen aile Paris’in adını Aleksandros koyarlar. Çobanlık yaparak büyüyen Akekandros cesaretli, kuvvetli, yakışıklı bir delikanlı olur. Bir süre sonra ormanda tanıştığı ağaç perisi Oninone ile tanışır ve evlenir.

Olimpos Dağı’nda ise Thetis’in kızı ve ölümlü bir insanın oğlu olan Peleus’un düğünü yapılacaktır. Düğüne kavga ve nifak tanrısı Eris dışında tüm tanrı ve tanrıçalar çağırılmıştır. Bunu duyan Eris, düğüne gelerek, üzerinde en güzele diye yazılı bir notun bulunduğu elmayı düğün sofrasının ortasına bırakır. Güzel olduğunu düşünen tüm tanrıçalar elmayı almak için uğraşırlar. Ancak elma kudret tanrıçası Hera, akıl tanrıçası Athena ve aşk tanrıçası Afrodit’in ellerinde kalır. Zeus elmayı ellerinden alır ve en güzel olana verilmesi üzerine düşünür. Bu işi çözemeyeceğini anlayan Zeus, İda dağında yaşayan Troya kralının oğlu Paris’in çözeceğini belirtir. Bunun üzerine Tanrıçalar Paris’i İda dağında sürüsünü otlatırken bulurlar. Elmayı Paris’e verirler ve içlerinde en güzel olana vermesini söylerler. Karşısında birbirinden güzel 3 kadını gören Paris dona kalır. Bunun üzerine tanrıçalar Paris’e rüşvet teklif ederler. Hera,eğer elmayı bana verirsen sana krallık vereceğim der. Athena, akıl ve başarı vereceğini söyler. Afrodit ise, dünyanın gelmiş geçmiş en güzel kadını olan Spartalı Helena’nın aşkını vereceğini söyler. Paris bunun üzerine elmayı Afrodit’e verir. Diğer tanrıçalar bu duruma çok sinirlenir.

Spartalı Helena olan aşkı için, karısını da alıp İda Dağı’nı terk ederek Troya’ya gider. Şehird ki yarışmalara katılan Paris birinci olur ve Troya kralı Priamos tarafından ödüllendirilmek üzere onun huzuruna çıkartılır. Kâhin olan kız kardeşi Kassandra onu tanır ve böylece Paris ailesine kavuşur. Kral Priamos, Sparta ile aralarında bulunan anlaşmazlığı çözmek için oğlu Paris’i elçi olarak Sparta’ya gönderir. Paris, Kral Menelaos ve dünyalar güzeli karısı Helena’ya konuk olur. Kral Menelaos’un büyük babası Girit Kralı Katreus’un ölümü üzerine Kral Menelaos cenaze için Girit’e gider. Paris ve Helena yalnız kalırlar. Helena, Afrodit’in uğraşları sonucu Paris’e aşık olur ve Paris ile Troya’ya kaçar. Bu olay sonrasında Troya’ya saldırmak için fırsat kollayan Kral Menelaos’un ağabeyi Kral Agamemnon için büyük bir fırsat taşımaktadır. Akhalar ve yandaşlarından, 1000 gemilik bir ordu kurar ve Troya önlerine gelir. On yıl süren savaşta tanrı ve tanrıçalar da taraf tutmakta ve yardım etmektedirler.

Hera ve Athena, Paris ve Troya’ya kinlerinden dolayı karşıdırlar. Afrodit ise Troya’dan yanadır. Uzun süren savaş sonucunda hem Paris hem de kardeşi Hektor ölür ama iki taraf da birbirine üstünlük sağlayamaz. Savaşın bittiğini düşündürmak amacıyla Akhaların ünlü Kralı Odysseus tahta bir at yaptırır ve içine askerlerini yerleştirir ve şehrin surları önüne bırakır. Akha ordusu tümüyle geri çekildikten sonra Troyalılar savaşın bittiğini düşünürler ve çok sevinip şenlikler düzenlerler. Tahta atın Tanrıça Athena için yapıldığına ve kutsal olduğuna inandıkları için surlarının içine alırlar. Uzun süredir savaşan askerler hem yorgun düştükleri için hemde geç vakitlere kadar şarap içip eğlendikleri için derin bir uykuya dalarlar. Tahta atın içinde bekleyen Akha askerleri yerlerinden çıkarlar ve şehrin kapılarını açarlar. Şehri tamamen yakıp yıkan Akhalar, Helana’yı da yanlarına alarak memleketlerine dönerler.

Troya Antik Kenti Nerede?

Çanakkale merkeze 30 km uzaklıktadır. Çanakkale’nin Merkez ilçesine bağlı olan Tevfikiye Köyü’nün batı kısmında yer alan Hisarlık adındaki tepede yer almaktadır. Ayrıca İl sınırları içerisinde bulunan Kaz Dağları eteklerinde yer aldığını da söyleyebiliriz. Girişin ücretli olduğu bu yerde geçmişe ayak basıyor olmak insana farklı duygular yaşatmaktadır.

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here